|
"Bireylerde delilik istisnaidir ama grup, parti ve toplumlarda aksamayan bir kuraldır." (devamı) |
Düello._ Her türlü onur kavgasında ve düellodan yana denilebilir ki, eğer bir kişi birileri kendisi hakkında şöyle ya da böyle söyledi ya da düşündü diye yaşamayı istemeyecek kadar hassas bir duyguya sahipse, sorunu birinin ya da diğerinin ölümüne vardırmaya hakkı vardır. Bu kadar hassas olduğu için kınayamayız onu, bu bakımdan geçmişin, onun büyüklüklerinin ve abartmalarının mirasçılarıyızdır, onlar olmasaydı hiçbir büyüklük olmazdı. Kurallara uygun bir düellodan sonra maneviyatı rahatlatacak bir biçimde, ölümün yerine kanı geçirerek bir onur yasası varsa, büyük bir iyiliktir bu, yoksa çok sayıda insan yaşamı tehlikede olurdu. Ayrıca böyle bir kurum, insanları ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması doğrultusunda eğitir ve onlarla ilişki kurmayı olanaklı kılar.
Biri bana şu "hole" olarak kayıtlı müziğin kime ait olduğunu hatırlatabilir mi? Kendimi doğriycam düşün düşün hatırlayamıyorum.
kendini beğenmişlik olarak merhamet istemek._ Öfkeye kapıldıklarında ve öteki insanları incittiklerinde, ilk önce kusurlarına bakılmamasını ve ikinci olarak da böyle şiddetli nöbetlere kapıldıkları için kendilerine acınmasını isteyen insanlar vardır. İnsan kendini beğenmişliği buraya kadar varabilir.
Sahte Bencillik: Çoğu insan''egoizm'' hakkında ne düşünürse düşünsün, ne söylerse söylesin, yine de egosu için hiçbir şey yapmaz, tersine, sadece çevresindekilerin kafalarında kendi hakkında oluşmuş ve onlara bildirmiş olan ego hayaleti için yapar...bunun sonucu olarak bu tür insanların hepsi şahsına ait olmayan, yarı şahsi fikirlerin ve keyfi, sanki şiirsel değerlendirmelerin sisi içinde yaşar;biri ötekinin kafasının içinde, öteki başka kafaların içinde, kendine sakin bir görünüm vermeyi başaran fantazilerin harika dünyası, bu fikirler ve alışkanlıklar sisi sardığı insanlardan hemen hemen tamamen bağımsız olarak gelişir ve yaşar, içinde'' insanlar'' hakkındaki genel yargıların müthiş etkisi bulunur. Kendilerine yabancı olan bütün bu insanlar, kansız soyutluk olan'' insana'' yani bir kurguya inanırlar. Ve bu soyutlamada yapılan her değişiklik bazı güçlerin kararlılığıyla( filozoflar, hükümdarlar vs.) olağanüstü ölçüde ve akılalmaz ölçüde büyük kitleleri etkiler. Bütün bunlar, bu çoğunluk içinde her bireyin gerçek, kendisi için erişilebilir olan ve kendisi tarafından kurulan bir egoyu, genel kişisel özelliği olmayan kurguya karşı koruyamayıp onu sadece yok edememesinden kaynaklanır.
İlk okulda kırmızı kurdele takarlar çalışkan öğrencilere; işte hayatın içinden kurgu, egoya alıştırma, kendine yabancılaştırma psikolojisi...
insan ayna baktığında şaşırmamalı; içindekini olduğu gibi görmeli, aynadan bakan kendisine, yabancı olduğunu da bilmeli...
"kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız. yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, başka birine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir.''
yalnızlık kimine göre hasta kişini kaçışı, kimine göre hasta kişilerden kaçıştır!
[Friedrich Nietzsche]
"Ben, bilmek için yaşayan ve bir gün Üstinsan yaşasın diye bilmek isteyeni severim!" F.NIETZSCHE
"Ben de!" BİRDÜŞÜNÜR